La Llorona – Ağlayan Kadın Latin Amerika’nın Kederli Masalı

La Llorona – Ağlayan Kadın Latin Amerika’nın Kederli Masalı

 

Latin Amerika her masalı ile kederini ve yok oluşunu bize yeniden anlatır. Bahtı hep bahtsızlıktan yana dönmüştür. La Llorona’yı ilk kez Frida filminin sonudtracklerinde duymuştum. Chavela Vargas kadife sesiyle bize ağlayan kadını seslendiriyordu. Sonraları masal araştırmalarıma başladığımda La Llorona’nın bir çok farklı söylence halini almış olduğu latin amerika masalı olduğunu öğrendim. İşte size onlardan bazıları.

Meksika kökenli bir şehir efsanesidir La Llorona. Meksika, ABD’nin güneybatısı, Porto Riko, Orta ve Güney Amerika’da anlatılır.

Söylenceye göre beyazlar içinde, çekici bir kadının  geceleri nehrin yakınında ağıt yakarken duyulması ona “Ağlayan Kadın” denilmesine sebep olmuştur.

Kocasını aldatan Maria, aşığıyla olabilmek için çocuklarını katleder. Bunu öğrenen aşığın artık Maria’yla olmak istememesi sonucu intihar eden kadının hayaleti arafta sıkışmıştır. Bu hikayede öteki dünyaya geçebilmek için karanlık çöktükten sonra dışarıda yalnız dolaşan çocukları kandırarak veya zor kullanarak yanında götürmesi ve onları öldürerek gereken şartı sağlamaya çalışması anlatılmaktadır.

Kocası tarafından aldatılan güzel kadının çocukları ve kendini öldürdükten sonra ıssız yol kenarlarında bekleyerek erkeklerin dikkatini çekmeye çalışması, çekiciliğiyle onları baştan çıkarması ve sevdiklerine ihanet ettirmesinin ardından onları öldürerek kinini çıkarmaya çalışması anlatılmaktadır.

Efsaneye göre onun ağlamasını duyan veya kendisini gören insanlar yakın zamanda ölüme mahkûmdurlar.

Kökeni Aztek mitolojisine de dayanan eski bir meksika masalında,

yerli bir kadın hayaletini anlatılır. Hikayeye göre,

bu kadının hayaleti hüngür ağlamak suretiyle, dolaşır ve çocuklarını ararmış.

Çocuklarını kendisinin öldürdüğü söylendiği gibi masalın bir diğer versiyonunda ise kendisini bırakan sevgilisine duyduğu öfke yüzünden geçirdiği bir kriz sonucu yaptığı söylenir. Çocuklarını boğan kadının,sonra kendisini öldürdüğü anlatılır. Fakat ruhu tanrılar tarafından sonsuza kadar ağlayarak çocuklarını aramaya mahkum edilir.

En yaygın bilinen masalda Maria”, çok güzel bir kadındır, Siyah uzun saçları ve beyaz bir pelerini vardır. Güzelliği ile  zengin veya fakir her erkeğin dikkatini çeker. Bir gün zengin bir İspanyol ile evlenir Maria. Bir süre sonra kocası iki tane çocuğu olmasına rağmen Maria’yı eskisi gibi istemez artık. Yoksul ve “görgüsüz” bulduğu karısını tek başına bırakarak; köle ticareti ve medencilikle zenginleşmiş dönemin büyük şehirlerine gider.. Başka kadınlarla beraber olur ve üst tabaka İspanyol soyluları ile vakit geçirir. Maria buna dayanamaz ve nehirde önce iki oğlunu boğar, ardından da kendisi nehre atlar. İntihara rağmen acısı dinmemiştir. Hayalet olur Maria…

İşin aslı llorona meşhur “hain” La Malinche ile özdeşleştirilir.

La Malinche yerli bir kadındır ve uzun yıllar Hernán Cortés rehberlik ve çevirmenlik yapar. Bu süre zarfında Cortés’in sevgilisi de olur ve iki çocukları olur. Ancak Cortés La Malinche’yi Soylu bir İspanyol hanımla evlenmek için terk eder. Hernán Cortés çocukları alıp İspanyaya dönmek ister, La Malinche tanrılara yakarır yardım etmeleri için. Tanrılardan biri “eğer çocuklarını götürmesine izin verirsen çocuklardan biri İspanyadan geri dönüp halkını katledecek” der. Efsaneye göre gururlu La Malinche intikam almak için hem çocuklarını, hem de kendisini öldürür. (Hernán Cortés (1485–2 Aralık 1547), İspanya adına Meksika’yı işgal eden denizcidir. Aztekleri ve İnkaları kılıçtan geçirmiştir.)

Arjantin‘de Llorona’nın yüzünün görülmediği, ayaklarının da toprağa deymediği söylenir. Arjantin’de Llorona görmek kötü şans olarak görülmektedir.

Şili‘de, Llorona’nın çocuklarını nehirde boğmasının nedeninin, kocasının çocuklarıyla daha çok vakit geçirmesinin olarak bilinir.. Karısının çocuklarını öldürdüğünü öğrenen koca  karısını nehirde boğarak öldürür. Şili’de bu efsanede Llorona’ya “Pucullen” denmektedir.

Kolombiya‘da Llorona, tıpkı Meksika’da olduğu gibi çocuklarını arayan bir kadındır ve siyah uzun saçları vardır. Yüzünün yerinde ise bir kurukafa bulunur.

Kosta Rika‘da ülkenin dört temel efsanesinden biridir. Latin Amerika’nın keşfinden önce hikayelerde ağlayan kadın efsanesi vardır. Ancak keşiften sonra, Llorona’nın bir yerli olduğu, zengin bir İspanyol conquistador tarafından evlenme vaadiyle kandırıldığı ve çocuk doğurduğu anlatılır. İspanyol beyin llorona ile evlenmek gibi bir niyeti yoktur. Bunu anlayan llorona önce çocuklarını, sonra da kendini nehirde boğar.

Peru’da da llorona efsanesi anlatılır. Köylüler, çiftçiler çalılıklarda, ormanda ve özellikle de nehir kenarlarında ağlayan bir kadın sesi duyduklarını söylerler. Bu kadın “Çocuklarımı gördünüz mü? Çocuklarım nerede?” diye ağlayarak dolaşır.

Ekvador‘da kocası bebek doğduktan hemen sonra llorona’yı terk eder. Bu nedenle llorona delirir ve bebeğini nehirde boğar. Bir süre sonra bebeğini boğduğunu fark edip nehirde onu aramaya başlar. Nihayetinde bebeği bulur, ama bebeği ölmüştür. Çılgın sularda boğulmuş olan oğlunu fark eder. Bunun üzerine llorona intihar eder bir hayalet olarak döner. Yine Ekvador’da evde doğum yapan kadınlara llorona’nın göründüğü, bebeği çalmaması için de bebeğin yanına şekerlerin ve şekerlemelerin bırakılması gerektiği anlatılır. Llorona şekerleri alıp gider ve bebeği rahat bırakır.

El Salvador‘da hikaye, efsanenin kaynağı olan Meksika’dan pek farklı değil. Eğer llorona peşinize takılırsa, derhal en yakın kiliseye girmelisiniz. Çünkü kiliseye giren llorona hemen kayboluyor ve bir süre de görünmüyor.

Guatemala‘daki inanışa göre llorona ya bir melez ya da bir yerli. Tüccar bir İspanyol beyine gönlünü kaptırır ve ondan bir bebek doğurur. Sevdiği onu aldatır ve terk eder. O da bebeğini boğar ve kendini öldürerek bir hayalete dönüşer. Sonsuza kadar oğlunu aramak üzere lanetlenir. Guatemala versiyonuna göre llorona’nın oğlunun adı Juan De La Cruz. Gördüklerini korkutur ve korkanların kaskatı kesilmelerine neden olur.

Eğer llorona’nın çığlıklarını duyarsanız hemen kaçın. Yoksa olduğunuz yerde kaskatı kalırsınız. Eğer üçüncü çığlıktan önce kaçamazsanız, llorona sizi ele geçirir.

Sürçü lisan ettikse affola…

 

Muzip Masal Cini

Muzip Masal Cini

Masallar üzerine ve masallara dair her şeyi heybesine doldurmuş bir masalcıdır Muzip Masal Cini. Bu bakımdan kendi masallarını ve Ribelyus adlı masal evreninde yaşananları naklederken başka hikayelere de misafir olur. Uzun lafın kısası masalların anlatılmayıp unutulmaya yüz tuttuğu bu yüzyılda yeniden masal anlatabilmek adına beyhude mücadeleye girmiş bir hayal kahramanıdır. Aynı zamanda anlatıla anlatıla günümüze kadar yolculuğuna devam eden masalların toplanması, derlenmesi ve arşivlenmesi gibi çalışmaları kendine görev addetmiştir. Muzip Masal Cini hem masal yazmak hem de unutulmaya yüz tutmuş masalları kayıt altına alıp arşivlemek üzerine hayat bulmuş bir hayali kahramanın gerçek dünya ile masalsı mücadelesidir.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacak.