Ayağına Diken Batan Karga (Anadolu Masalı)

Ayağına Diken Batan Karga (Anadolu Masalı)

 

Bir varmış, bir yokmuş.

Bir karga varmış.

Bir gün ayağına bir diken batmış. Bu dikeni almış, bir kocakarıya götürmüş.

“Nine, demiş, şu dikenimi saklar mısın?”

Nine almış dikeni, ocağın üst başına koymuş. Bir gün beklemiş, iki gün beklemiş, karga gelmemiş. Bir akşam, kandilini yakıyormuş, kandilin fitili kaçmış. Dikeni almış, fitili çıkarayım diye, diken yanıvermiş. Tam o sırada “fırrt” demiş, karga da gelmiş.

“Nine, demiş, dikenimi verir misin?”

“Ah oğlum, kandilin fitilini çıkarıyordum, yanıverdi dikenin.”

“Yo… Ben dikenimi isterim.”

Oturmuş pencerenin başına karga, saatlerce:

“Ya dikeni ya kandili

Ya dikeni ya kandil.” diye bağırmış durmuş.

Artık kocakarının da canına tak demiş.

“Al kandili.” demiş.

Karga almış kandili, götürmüş. Oradan başka bir kocakarıya gitmiş.

“Nine, demiş, şu kandilimi saklar mısın?”

“Peki, oğlum.”

Nine gece inek sağmağa gidiyormuş.

“Şu karganın kandilini alayım da ineği onun ışığında sağayım.” demiş.

Varmış, ineğin arkasına koymuş kandili, ineği sağmağa başlamış. İnek bir tekme vurmuş, kandili kırmış. Aradan çok geçmemiş, gelmiş karga:

“Nine, hani benim kandilim?”

“Oğlum, inek sağmağa, senin kandilini götürmüştüm. Bir tekme vurdu inek, kandil kırıldı.”

Karga tutturmuş:

“Ben kandilimi isterim.” diye.

Nine ne dediyse söz anlatamamış.

Karga oturmuş pencerenin önüne:

“Ya kandili ya ineği.

Ya kandili ya ineği…” diye bağırmış da bağırmış.

Ninenin kafası şişmiş, kargadan başka türlü kurtulmanın çaresi olmayınca, vermiş ineği. Karga ineği götürmüş başka bir kocakarıya:

“Nine, sakla şu ineğimi. Ben sonra gelir alırım.” demiş.

O nine de bir gün beklemiş, üç gün beklemiş, karga yok. Oğlunu evlendirecekmiş.

“Su karganın ineğini keseyim de misafirleri ağırlıyayım.” demiş.

Kesmiş ineği, mis gibi yemekler yapmış, misafirlere yedirmiş.  İnek yenmiş, bitmiş. Domuz karga da sanki bunu bekliyormuş.

“Fırrrt” diye çıkmış gelmiş düğün yerine…

“Nine, demiş, ineğimi almağa geldim.”

“Aman oğlum, sen gelmeyince, karga ineği ne yapacak dedim. Düğün vardı, kestim senin ineğini.”

“Yo… Ben ineğimi isterim.” diye tutturmuş karga.

Kocakarı aldırış etmemiş, ama karga da tünemiş pencerenin kenarına:

“Ya ineği ya gelini.

Ya ineği ya gelini…” diye bağırmış da bağırmış, durup dinlenmeden, saatlerce.

Kocakarı da düğün halkı da bıkıp usanmışlar. Vermişler gelini, kurtulmuş. Gelini almış karga, gidiyormuş. Dağda, bir çobana rasgelmiş. Kaval çalıyormuş çoban. Karga demiş ki:

“Çoban kardeş. O düdüğü bana ver de bu gelini sana vereyim.”

Bakmış çoban, telli pullu bir gelin. Almış gelini, düdüğü vermiş kargaya. Karga almış düdüğü, başlamış öttürmeye, bir öttürür, bir türküsünü söylermiş:

«Düttürü, düttürü, düttürü …

Dikeni verdim, kandili aldım.

Kandili verdim, ineği aldım.

İneği verdim, gelini aldım.

Gelini verdim, düdüğü aldım.

Düttürü, düttürü, düttürü, düttürü  »

 

 

Pertev Nail Boratav

Az Gittik Uz Gittik

Bilgi Yayınevi-1969

Yenişehir-Ankara

Muzip Masal Cini

Masallar üzerine ve masallara dair her şeyi heybesine doldurmuş bir masalcıdır Muzip Masal Cini. Bu bakımdan kendi masallarını ve Ribelyus adlı masal evreninde yaşananları naklederken başka hikayelere de misafir olur. Uzun lafın kısası masalların anlatılmayıp unutulmaya yüz tuttuğu bu yüzyılda yeniden masal anlatabilmek adına beyhude mücadeleye girmiş bir hayal kahramanıdır. Aynı zamanda anlatıla anlatıla günümüze kadar yolculuğuna devam eden masalların toplanması, derlenmesi ve arşivlenmesi gibi çalışmaları kendine görev addetmiştir. Muzip Masal Cini hem masal yazmak hem de unutulmaya yüz tutmuş masalları kayıt altına alıp arşivlemek üzerine hayat bulmuş bir hayali kahramanın gerçek dünya ile masalsı mücadelesidir.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacak.