Site icon Muzip Masal Cini

Bahtiyar Eniği’nin Donağı — Çubuk (Ankara) Masalı

bahtiyar enigi nin donagi cubuk ankara masali - Muzip Masal Cini

Bu masal, Ankara’nın Çubuk ilçesinden derlenen bir halk masalıdır. 1940 Çubuk doğumlu Menekşe Tekleblebici’nin anlattığı bu masal, Ayşegül Dirican’ın 2023 yılında Gazi Üniversitesi’nde hazırladığı “Çubuk Yöresi Masalları Üzerine Bir Araştırma ‘Demonik (Olağan Dışı) Varlıklar’” başlıklı yüksek lisans tezinde kayıt altına alınmıştır.

ℹ️ Bu masal, Çubuk (Ankara) ağzıyla derlendiği haliyle aktarılmıştır. Yerel söyleyiş özellikleri (şive/ağız) derleyen kaynağa sadık kalınarak korunmuş, metne müdahale edilmemiştir.

Bir varmış bir yokmuş Allah’ın gulu çohmuş. Bir padişah varmış bu padişahın üç dene de gızı varımış. Üç gızı da evde dururmuş. Padişah bir gün saraya gidelim demiş. Hizmetçisi saraya götürmüş. Bir bostanlıkları varmış. Bostanlar olmuş. Gızların üçü de bostanları goparmış. Gızlardan biri:

–Bak şu gavun benim bu olmuş. Şu kavun da ortanca gızın olacak, şu küçük de küçcük gızın olacak, demiş.

Babasına götürüp kavunları vermişler. Babası:

–Bu neyin nesi? Diye sormuş.

Gız:

–Gavunun birinin günü geçiyor, biri de oldu olacak, biri de küçük gızın, demiş.

Gızının evlenmek istediğini anlayan padişah, bir tellal çığırtıp tüm milleti topluyor:

–Gızım otur şuraya bir kuş uçuralım, dimiş.

Kuşu uçuruyorlar, birisi gidiyor güzel bir yakışıklı delikanlının kafasına konmuş, büyük gıza kırk gün kırk gece düğün yapmış. Bir tane de ortanca gız için kuş uçurmuşlar, padişah bir kırk gün kırk gece de ortanca gızına düğün yapmış. Sıra küçük gıza gelmiş, yine kuş uçurmuşlar, kuş çamın dibindeki yılanın gafasına konmuş. Olmadı deyip herkes benim gafama konacak diye beklerken kuşu üç kere uçurmuşlar üçünde de karayılanın gafasına konmuş. Gız:

–Bu benim kaderim, şansım, Ne yapalım, yılanı getirin bir süt pişirin, süte koyun yatak odama koyun dursun, demiş.

Büyük gızın düğünü başlamış emme yılanı yatak odasına koymuşlar, orda yiyip içiyormuş. Cirit oynanırmış o sırada yılan iplikten sıyrılıp ayın on beşi gibi güzel bir oğlan olmuş. Ak ata binmiş ak hurbaları giymiş, gitmiş. Küçük gız boynunu bükmüş yakışıklılara bakıyormuş hep. Yanındakiler gıza:

–Şu gibi bir yakışıklıyı bulmadın da yılan buldun onu besliyorsun, diye cimcikliyormuş.

Cirit oynayan yakışıklı oğlan da küçük gızın sevgilisiymiş. Düğün bitiyor, ortanca gızın düğünü başlıyor. Ortanca gızın düğününde de yılan al ata binmiş, gırmızı elbiseleri giymiş öyle yakışıklı bir oğlan olmuş. Yine cirit oynanmış, küçük gız boynunu büküp yine ağlıyormuş eve geliyor bakıyormuş yılan yatıyor. Gız gelmeden oğlan yılan kılığına giriyormuş. Gız yatağına yatmış, ağlamış. Cariyeleri gıza yemek getirmiş. Gız uyuyunca yılan yemeği yemiş, silkinip oğlan olmuş o sırada gızı öpmek için eğilmiş, hemen gız kolundan tutup:

–Sen kimin neyin nesisin? Diye sormuş.

Oğlan:

–Kimseye söyleme, söylersen benim tılsımım bozulur, ben şurada yatan yılanım diyor. Kimseye söyleme tılsımım bozulmasın, demiş.

Gız seviniyor. Yılan:

–Ak ata binip al ata binip, cirit oynayan bendim, demiş.

Sıra küçük gızın düğününe gelmiş. Düğünde yine cirit oynanırken biri gızı cimciklemiş:

–Şunun gibi yakışıklı bir oğlana varmadın da gittin yılana vardın, demiş.

O sırada gız:

–O oğlanın benim olmadığı ne malum, demiş.

Yılana malum olmuş:

–Ah nazlı Zeliha hem bana ettin hem kendine ettin, benim tılsımım bozuldu, demiş.

Bir kuş olmuş uçmuş gitmiş. Gız gidip babasına varınca durumu anlatıyor:

–Ak ata binen delikanlı benimdi, ben buna gideceğim, ayağıma nalları giyeceğim sen bana develerle altın ver, ben bunu gidip bulacağım, demiş.

Gız gitmiş, bir köşeye hamam yaptırmış. Derdini anlatmak isteyen hamama girip başından geçeni anlatıyormuş. Keloğlan, birinin malını güdüyormuş, mal güderken bir kuş gelmiş helkeleri kanadına takmış, çeşmeden su doldururken keloğlan görmüş. Bunu da gidip gıza anlatmak istemiş. Keloğlan annesine gidip:

–Anne senin kirin çoktur sen hamama gir yıkan ben de hikâyemi gıza anlatayım, demiş.

Keloğlan gıza gelip hikâyeyi anlatmaya başlamış:

–Kuşun arkasına takıldım nereye gidiyor diye baktım, kuş gitti suyun arkasına koyuldu “Ah nazlı Zeliha ah hem kendin ettin, hem bana ettin” diye yüzünü kapatıp ağlıyordu, demiş.

O sırada devlerin düğünü oluyormuş yemekler bişiyormuştu. Keloğlan demiş ki:

–Birer kepçe yesem benim karnım doyar, demiş.

Gitmiş yemeğin başına yiyecekken adamlar:

–Bahtiyar ağa yimeden nereye yiyon, demiş.

Kepçeler kafasına konmuş, yedirmemişler. Keloğlan geri gelip bunu da gıza anlatmış. Gız:

–Sana bu hamam bedava olsun sana bağışlıyorum ama beni oraya götür, demiş.

Keloğlan gızı oraya götürmüş, varmış. Gız gitmiş kapının arkasına saklanmış. Yemekler de bol bol bişiyormuş. Düğünün bitmesine az kalmış bir de o sırada kuş gelmiş, “ah nazlı Zeliha’m hem bana ettin, hem kendine ettin” deyince gız kuşu dutmuş. Oğlan donundan sıyrılıp insan olmuş, gıza:

–Eee ben seni nereye saklayacağım, devler uyanıp kokunu alınca seni öldürürler, demiş.

Devlerden biri oğlanın teyzesiymiş. Oğlan teyzesinin yanına gitmiş. Teyzesi senin yanında gız var diye kokusundan bilmiş. Teyzesi gızı görünce eziyet etmeye başlamış. Oğlan uçup gidince teyzesi gıza:

–Şu merdivenlerin birini süpürcen birini süpürmeycen, diyormuş.

Gız ağlaya ağlaya yapıyormuş. Teyzesi gızın önüne küp koymuş:

–Ağlaya ağlaya bunu dolduracaksın, demiş.

Gız ağlayınca bir damla kuruyormuş. Oğlan gelip sorunca gız söylemiş, oğlan küpü suyla doldurmuş. Teyzesi gelince de gız ağlaya ağlaya doldurdum demiş. Teyzesi:

–Ah bu senin işin değil bahtiyar eniğinin işi, demiş.

Kuş, gıza:

–Kaçalım, demiş.

Gızı almış kaçmış, bir fırına varmışlar. Teyzesi uyanınca bahtiyar eniğini bulamamış, adamına demiş ki:

–Sen git bunları bul.

Adam düşmüş yola bir fırına denk gelmiş:

– Buradan bir oğlan bir gız geldi geçti mi? demiş.

Fırıncı:

–Görmedim, demiş.

Adamı teyzesine gidince söylemiş:

–Kimseyi bulamadım bir fırıncıya denk geldim, bir fırıncı bir de ekmek vardı, demiş.

Teyzesi demiş ki:

–O fırıncı oğlandı ekmek de gızdı. Tutup gelseydin oğlanı ekmek de çatır çatır yanardı, demiş.

Oğlan bu kez de yılan olmuş bir çalıya sarılmış. Gız çalı olmuş oğlan yılan olmuş. Bu kez de oğlanın annesi gelmiş:

–Ah demiş bahtiyarın eniği bu gızı bu kadar mı seviyordun bu donaktan çık da başka donağa gireme inşallah, demiş.

Oğlan o donaktan çıkmış bir daha başka donağa girememiş. Ne kuş olmuş ne yılan olabilmiş. Bunlar gızın babasına varıp kuşdiliyle mektup yazmışlar. Kuş gelip padişahın babasının camına tık vurup mektubu bırakmış. Padişah mektubu okuyunca gız:

–Ben bahtiyar eniğini buldum, kırk deve hazırla geliyoruz biz demiş. Saraya gelince babası kırk gün kırk gece düğün etmiş. Onlar da muradına ermiş.


Kaynak
Dirican, Ayşegül. Çubuk Yöresi Masalları Üzerine Bir Araştırma “Demonik (Olağan Dışı) Varlıklar”. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Anabilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bilim Dalı. Danışman: Prof. Dr. İsmet Çetin. Ankara, 2023. (YÖK Ulusal Tez Merkezi, Tez No: 844524), s. 62-65.
Anlatan: Menekşe Tekleblebici (Çubuk, Ankara; d. 1940; okur-yazar; ev hanımı).
Derleme tarihi: tezde ayrıca belirtilmemiştir — tez Aralık 2023’te tamamlanmıştır.
Tip no: tezde bir AaTh/ATU ya da EB sınıflandırma numarası verilmemiş; tarafımızca da doğrulanabilir bağımsız bir kaynağa dayanmadan numara belirtilmemiştir.

Exit mobile version