Fakirin Oğlu Avcı (Kırım Masalı)

Fakirin Oğlu Avcı (Kırım Masalı)

Bir zaman varmış, bir zaman yokmuş. Bir fakirin dünyada bir oğlu varmış. O büyüyüp olgun bir yaşa geldiğinde avcılığı kendine meslek edinir.

Günlerden bir gün o atını eğerleyip ava gider. Avlanıp gezdiği zaman sis çıkar, dağda yolunu bulamaz. Yabancı bir ülkenin toprağına ayak basar. Dağ eteğinde bir pınara rastlar. Pınar başında biraz dinlenmek ister. Atını otlamak için serbest bırakır. Biraz yemek yedikten sonra gözünü uyku sarar ve rahatlamak için bir kenara yaslanır. Baksa ne görsün bir tilki onun atıyla oynuyor. Oğlan bu manzarayı görüp hemen tüfeğine sarılır. Tilkiye nişan alıp atmak ister fakat korkan tilki avcıya işaret edip kendisini öldürmemesini ister. Avcı atmaz, tilkinin başını okşar. Biraz vakit geçtikten sonra tüfeğini alıp avlanmaya gider. İki geyik vurur. Geyikleri omzuna asıp gelirken tilkinin atının yanında bekçilik yaptığını görür. Geyiğin birini tilkiye atar, ikincisini ise orada kızartıp kendi yer ve çeşme başına gelip uyumaya başlar. Sabah olunca tekrar ava gider. Fakirin oğlu avda iken bir aç kurt onun atını yemeye gelir. Ata bekçilik eden tilki, kurda:

“Dostum, ben de bu atı yemeye gelmiştim. Sahibi beni vuracak oldu, ben ona beni öldürmemesini ve ebedi olarak olarak ona hizmet edeceğimi söyledim. O benim canımı bağışladı ve atına bakmam için şimdi beni geyikle besliyor.  Eğer sen bu atı yersen, o biter, yine acıkırsın. En güzeli sen de benim gibi bu adama hizmet et. O seni de geyikle besler.” der.

Kurt tilkinin dediğine razı olur. Akşam avcı avdan geldiğinde tilki avcının karşısına çıkıp:

“Bir ırgat tuttum, ama o yırtıcı hayvandan. Korkmayınız, o size faydalı olur. Mümkünse avcı ağa, siz onu da ırgatlığa alınız.” der.

Avcı, tilkinin söylediklerini beğenir ve kurdu da kendine ırgat olarak alır. Vurduğu üç geyiğin birisini tilkiye, ikincisini kurda verir, üçüncüsünü de kendine kızartıp yer.

Üçüncü gün sabah, avcı yine avlanmaya çıkar ve o gittikten sonra ayının biri gelip ata saldırır. Tilki ile kurt ayının yanına gelip:

“Ey ayı, sen de bizim gibi geyik etiyle beslenmek istersen ata dokunma, avcı ağamıza söyleriz o seni de bize baktığı gibi bakar.” derler.

Ayı da buna razı olur ve ata dokunmaz. Avcıya hizmet etmeye razı olup tilki ve kurtla birlikte ata bekçilik etmeye başlar. Avcı ise avlana avlana dört geyik vurur. Akşam geri döndüğünde tilki yine avcının önünü kesip:

“Ey avcı ağa, bu gün de yırtıcı hayvanlardan ayıyı ırgat tuttuk, o bize çok lazım olacak.” der.

Avcı “Haydi bakalım, bunun sonu nasıl olacak?” deyip düşünür. Vurduğu dört geyiğin üçünü hayvanlara verir, birini kendisine kızartıp yer.

Dördüncü günü sabah, avcı yine avlanmaya gider. O gittikten sonra yırtıcı hayvanlardan aslan gelip ata saldırır.

Tilki, kurt ve ayı üçü birlikte aslanın yanına gelirler ve meseleyi anlatmaya başlarlar. Aslan çok yırtıcı hayvan olduğundan önce onlara inanmaz. Atı yemek ister. Onların hepsi aslana yalvarıp:

“Sen yırtıcı hayvanlar içinde padişah sayılırsın, biz sana hiç yalan söyler miyiz?” deyip aslanı kandırmaya çalışırlar. Sonunda aslanı kandırırlar. Aslan da avcının ırgatlarından biri olup kalmaya razı olur. Bizim avcı ağa ise avlana avlana o gün beş geyik vurur. Akşam geldiğinde tilki yine avcı ağayı karşılamaya çıkar:

“Ey avcı ağa, bu gün bir ırgat daha arttı; ama siz onu kalabalık eder diye düşünmeyiniz. O bize pek layık, çünkü o canavarların padişahı sayılır.” der.

Avcı ise:

“Haydi buna da sabır edelim bakalım, sonu ne olur?” deyip düşünür ve getirdiği geyikleri kendine ırgatlık eden dört canavara paylaştırır ve beşincisini kendisi için kızartıp yer.

Beşinci günü sabah avcı yine avlanmaya gider. O gün büyük bir kartal ata saldırmaya kalkar. Avcıya hizmet eden dört canavar, kartalın karşısına çıkıp meseleyi kartala anlatırlar. Kartal da avcıya hizmet etmeye razı olur. Avcı avdan döndükten sonra kartalı da görür. Canavarların hepsi avcıyı selamlarlar. Avcı da hepsinin başını sıvazlar. Onlara birer geyik verir. Kendi hissesini de kızartıp yer.

Altıncı günün sabahı, avcı yine avlanmaya gider. Canavarlar ise kendi aralarında toplanıp müzakere etmeye karar verirler.

Tilki söze başlar:

“Avcı ağamız bizi her gün geyikle besleyip iyilik yaparken biz de onun karşılığında elimizden gelen yardımı yapalım. Fakat aramızdan birini padişah seçelim.” der.

Biri şu teklifi yapar:

“Aramızda padişah olmaya layık aslan var, biz onu seçelim.” der. Aslan teklifi reddeder:

“Ben çok sinirli bir mahluğum, padişah olmak benim harcım değil. Yerime ayıyı uygun görüyorum.” der.

Ayı:

“Ben çok hantal ve cahilim, ben padişah olmam.” deyip cevap verir.

Söze kurt başlar:

“Ağamızın yanına ilk kim geldiyse padişah olmak ona yakışır.” der.

Bu sözü canavarların hepsi beğenir ve tilkiyi padişah seçerler. Padişah seçilen tilki sözü alıp:

“Öyle olsun, ben sizin isteğinizi yerine getiririm ve padişahlığı kabul ederim. Fakat tahtsız padişah olmaz, onun için sen ayı, bana dağdan tahtlık bir kütük getirirsin, ben onun üstüne çıkar ve padişahlığımı yaparım.” der.

Ayı tabanına kuvvet verip kütük getirmek için dağa gider ve çok geçmeden bir kütük alıp gelir. Padişah tilki hemen kütüğün üstüne çıkıp:

“Toplanınız başıma.” der.

Kurda bakıp:

“Kurt senin bir koyun getirmen gerek.” deyip emir verir.

Kurt, tabanına kuvvet verip ovalarda geze geze bir gözü az gören bir çobana rastlar. Çobanın kör gözü tarafından yaklaşıp bir koyun çalar. Canavarlar hemen koyunu parçalayıp yerler ve arka bacağının birini avcıya ayırırlar. Avcı ise altı geyik vurur ve akşam dönüp gelir. Bugün avcıyı karşılamaya kimse çıkmaz. O, tilkinin kütük üstüne çıkıp diğer canavarlara bir şeyler söylemesini görür. Tilki de avcıyı görüp canavarların hepsine “Durunuz!” deyip emreder. Avcı da canavarların selamlamalarını görüp hoşlanır ve kendisi de onları selamlar. Sonra avcı hepsinin başlarını sıvazlayıp onlara birer geyik verir. Tilki ise ona:

“Avcı ağa, bahşiş olarak da bu but size.” deyip koyunun arka budunu avcıya uzatır. Avcı geyikle beraber budu da kızartıp yer. Sabah olunca avcı avlanmaya gider. Padişah tilki, bir daha tahta çıkıp:

“Aslan oğlu aslan, ayı oğlı ayı, kurt oğlu kurt, kartal oğlu kartal topanın başıma.” diye emir verir.

Canavarlar onun başına toplanırlar. Padişah tilki onlara bakıp:

“Şimdi bizim avcı ağamızı evlendirmemiz gerek. Kimi layık görüyorsunuz?” der.

Ayı:

“Ben bağ ve bostanları gezdiğim zamanlarda dilber bir bostancı kızı gördüm, mutlaka bizim avcı ağaya layık.” der.

Padişah tilki:

“Sus ayı oğlu ayı, sesin çıkmasın. Bizim avcı ağaya bostancı kızı lazım değil.” der.

Kurt söz alıp:

“Filan koşuda bir dilber çoban kızı var, benim fikrimce avcı ağaya layık da ne layık.” deyip kandırmak ister.

Padişah tilki buna da sinirlenir:

“Sus kurt oğlu kurt, bizim avcı ağaya bir çoban kızını mı layık görüyor? Bu hiç olacak şey değil!” der.

Kartal söz alıp:

“Bir gün ben, göğe havalanıp uçuyordum, burnuma leş kokusu geldi, onu arayıp dolandım, bir gül bahçesi içinde güzel bir padişah kızı gördüm, çok güzel idi. İşte, bizim avcı ağaya olsa olsa bu padişah kızı layıktır.” der.

Tilki onun sözünü beğenir ve:

“Bizim avcı ağaya layık olan kız işte budur.” der.

Canavarların hepsi de avcı için padişah kızını layık görürler. Şimdi o kız nasıl getireceklerini aralarında konuşurlar.

O vakit aslan:

“Biz kızı getirme görevini ayıya verelim. Kartalı da ayıya yol göstermek için ayıyla beraber gönderelim.” der.

Padişah tilki:

“Ayı oğlu ayı kızı senden isterim.” der.

Ayı:

“Kızı almış bilesiz padişahım.” deyip yola çıkar.

Diğer taraftan padişah tilki kurt ve aslana dağdan ağaç getirip ev yapmalarını emreder. Kurt ve aslan dağa gidip ağaç getirirler. Gün batıp hava kararıncaya kadar avcı için bir ev yapıp çıkarlar.

Ayı ile kartal ise padişahın bahçesine varıp girerler. Biraz vakit geçtikten sonra padişah kızı saray kızlarıyla beraber bahçeye çıkar, bu arada ayı kızı alıp kaçar. Saray kızları bunu görüp padişaha haber ederler. Ayı ise kızı padişah tilkiye getirip teslim eder. Padişah tilki, kızı elinden tutup avcı için yapılan eve alıp girer de:

“Avcı ağamız şimdi avda, o akşam geldiğinde görüşürsünüz. Sen bizim ağamıza layıksın. Görsen sen de beğenirsin.” der. Avcı o gün akşama kadar yedi geyik vurur ve bir ırgat daha arttı galiba, deyip geri döner. Bu vakit padişah tilki taht üstüne çıkıp:

“Aslan oğlu aslan, kurt oğlu kurt, ayı oğlu ayı, kartal oğlu kartal toplanın başıma.” diye emir verir. O arada avcı da gelir. Selam verir, onlar da padişah tilkinin emriyle avcıya selam verirler. Avcı da hayvanların başını okşayıp getirdiği geyikleri her birine birer geyik verir. İki geyik artar. O vakit padişah kızı evin penceresinden kocası olacak avcıya dikkatlice bakar ve onu beğenir. Padişah tilki, avcının elini tutup ona:

“Avcı ağa, senin için bütün memleketlerde kız aradık; fakat hiçbirini beğenmedik. Nihayet biz sana bir padişah kızı getirdik. Onu senin için yaptığımız eve yerleştirdik. Haydi, girelim sizi onunla tanıştırayım.” der.

Avcıyı eve alıp girer. Selam verirler. Padişah tilki, avcıyı padişah kızıyla tanıştırır, kendisi çıkıp gelir. Avcı ile padişah kızı birbirlerini beğenirler. Görür ki padişah kızı çok güzel, avcı ise ondan daha güzel. Her ikisi de baraber ömür geçirmeye söz verir, yemin ederler. Fakir oğlu avcı canavarları nasıl tuttuğunu ve onların niçin ona hizmet ettiklerini başından sonuna kadar kıza anlatır. Sonra o gün canavarlardan artan iki geyiği kızartır yerler ve uyurlar. Sabahleyin avcı yine ava gider.

Padişah tilki:

“Aslan oğlu aslan, ayı oğlu ayı, kurt oğlu kurt, kartal oğlu kartal hepiniz toplanın başıma.” diye tekrara emir verir.

Canavarların hepsi toplanır ve tilkinin çevresini sararlar. O vakit padişahın kızı “Bu canavarlar ne yapacaklar?” deyip evin penceresinden bakar.

Canavarlar toplandıktan sonra padişah tilki söze başlar:

“Biz ağamıza padişah kızını alıp geldik. Elbette padişah kendi kızını arayacağından şüphem yok. En güzeli sen, kartal, padişah kızını araştırması sırasında ne yapacağını öğrenip getirmen gerek.” der.

Birçok zaman geçtikten sonra kartal verilen görevi yerine getirip geri döner. Kartal, padişah kıznın ayı tarafından kaçırılıp götürüldüğünü, bütün askerlik çağına gelen erlerin, arabaların toplanmasını emrettiğini ve padişahın emrinin yerine getirilmeye başlandığını haber verir.

Bu haberi alan padişah tilki, bütün hayvanları başına toplayıp her birine ayrı ayrı görevler verir.

O, aslana bakıp:

“Aslan oğlu aslan, senden on sekizden kırk beş yaşına kadar kırk bin asker toplamanı istiyorum. Yarın sabah kuşluk vakti Carnık kırını tutacaksın!” der.

O vakit aslan, kuyruğunu dikletip tilkiyi selamlar, emri yerine getirmek için yola çıkar. Pencereden bakıp duran padişah kızı “Bu canavarların bir hesabı var.” deyip düşünür.

Padişah tilki ayıya bakıp:

“Ayı oğlu ayı, senden de on sekizden kırk beş yaşına kadar kırk bin asker toplamanı istiyorum. Yarın sabah kendi askerlerinle Kerman kırını tutacaksın!” der.

Ayı da kuyruğunu dikip tilkiyi selamlar, belirtilen emri yerine getirmek için yola çıkar. Padişah tilki kurda bakıp:

“Kurt oğlu kurt, sen de kırk bin asker topla, düşmana havadan hücum edersin.” emrini verir. En sonunda padişah tilki kendisi de kuyruğunu dikip gider. O kendisine askerlerin yaşayacak yerlerinin hazırlanması vazifesini alır. Padişah kızı yine pencereden bakıp oturur.

Avcı akşam eve döner, baksa ne görsün canavarlardan hiçbirisi kalmamış. Sonra padişah kızına:

“Bu bizim canavarlara ne oldu? Yok olup gitmişler.” der.

Kız ona:

“Tilki onların hepsini kendi başına topladı. Her birini bir yere gönderdi. En sonunda kendisi de çıkıp gitti.” der.

Padişah tilki, yatsı vaktinde kırk bin askerle savaş olacak diye kararlaştırılan yere gelir. Sağa ve sola bekçiler yollar. Kerman kırındaki, Cantık kırındaki askerlere ise bakıcılar ayırır ve bütün askerlerin başı olur. Onun askerleri gecenin yarısında ilk hücuma giderler. Tilkiler düşmanın bütün hamut takımlarını kemirirler. Atları yüklemek ve binmek için hiçbir aleti sağlam bırakmazlar. Padişah tilki, kartalların başına sabah ezanı vaktinde tepeden taş yağdırmalarını emreder. Kartallar düşman askerlerinin başına taş yağdırmaya başlarlar. Kurtlar, ayılar, aslanlar da padişah tilkiyle beraber genel saldırıya geçerler. Bunu gören düşman askerleri geriye dönüp kaçmaya mecbur olurlar. Padişahın toprağını ve payıtahtını ele geçirirler. Kızın babası, yaşlı padişah, korkup ölür. Padişah tilki varıp avcıyı alıp gelir. Onu yaşlı padişahın yerine padişah yapar. Memleketin bütün halkı yeni padişahlarına doğru hizmet edeceklerine yemin ederler. Diğer taraftan haber verelim, tilki bütün askerlere teşekkür edip herkesi yerine gönderir. Padişah ağalarının yanında tek aslan oğlu aslan, kurt oğlu kurt, ayı oğlu ayı, kartal oğlu kartal kalır. Bizim yeni padişahımız ise kendi babasını ve annesini yanına alır.

Günlerden bir gün canavarlar yine toplanıp padişah ağalarına:

“Padişahımız, izin verirsen şimdi biz de kendi yerlerimize geri dönelim.” derler.

Padişah onlara izin verir. Onlar da vedalaştıktan sonra herkes kendi yerine geri döner. Yalnız bir padişah tilki, ebedî olarak avcı ağalarının yanında kalacağına söz verir. Fakir oğlu avcı, güzel bir memleket kurar, kendi halkıyla güzel güzel yaşar.

 

Kırım Tatar Masalları

Dr. Nedim Bakırcı

Kömen Yayınları

 

Muzip Masal Cini

Masallar üzerine ve masallara dair her şeyi heybesine doldurmuş bir masalcıdır Muzip Masal Cini. Bu bakımdan kendi masallarını ve Ribelyus adlı masal evreninde yaşananları naklederken başka hikayelere de misafir olur. Uzun lafın kısası masalların anlatılmayıp unutulmaya yüz tuttuğu bu yüzyılda yeniden masal anlatabilmek adına beyhude mücadeleye girmiş bir hayal kahramanıdır. Aynı zamanda anlatıla anlatıla günümüze kadar yolculuğuna devam eden masalların toplanması, derlenmesi ve arşivlenmesi gibi çalışmaları kendine görev addetmiştir. Muzip Masal Cini hem masal yazmak hem de unutulmaya yüz tutmuş masalları kayıt altına alıp arşivlemek üzerine hayat bulmuş bir hayali kahramanın gerçek dünya ile masalsı mücadelesidir.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacak.