fbpx

Üvey Kardeşler (Türkmen Masalı)

ÜVEY KARDEŞLER

Evvel zaman içinde bir ülkenin bir padişahı varmış. Adına Leke Şah derlermiş. Onun on bir tane hanımı, her bir hanımından da on tane oğlu varmış. Küçük hanımı ise hamileymiş. Padişah küçük hanımı doğum yapmadan önce avlanmaya gitmiş. Gitmeden önce de:

“Eğer ben gittikten sonra yine oğlum olursa onu annesiyle çöle bırakın. Eğer kızım olursa müjdesini bana getirin!” diye adamlarına tembih etmiş.

Aylar geçmiş, günler günleri kovalamış, kadının doğum zamanı gelmiş ve padişahın küçük hanımının bir oğlu olmuş. Vezirler ve vekiller çaresiz kalıp padişahın emriyle bir gece onları çöle bırakıp dönmüşler. Çaresiz kadın küçük çocuğu ile çölde kalakalmış. Daha sonra etrafına şöyle bir göz gezdirince gözü büyük bir köşke ilişmiş. Köşkün yanına gidince bunun büyük dört köşe ve yüksek bir köşk olduğunu görmüş. Bu köşk ise büyük bir devin köşküymüş. Kadın ve çocuğu içeri girmişler. Ancak onları büyük bir dev karşılamış. Dev onlarla dövüşmüş ve devi yenmişler. Sonra devi köşkün içindeki taş kuyunun içine kapatmışlar. Bu şekilde köşkte yaşamaya başlamışlar. Günlerden bir gün oğlanın annesi devi kuyudan çıkarmış. Gizlice günah işlemişler. Bu devden kadının bir oğlu olmuş. Kadın bir gün oğluna:

“Oğlum, bu küçük oğlanı falan yerde yatarken buldum. İkimizin bizden başka kimsesi yok. Yalnızlık yiğide kusurdur. Alıp getirdim. Ama sen bu çocuğu istemiyorsan aldığım yere bırakıp döneyim,” diyerek oğlanı ikna etmiş.

Oğlan yumuşak kalpli biriymiş. Bu yüzden, “Yalnızlık kötü bir şey. Bu çocuk büyüdüğü zaman bana avda yoldaş, evde sırdaş, kötü durumda kardeş olur,” diyerek annesine:

“Tamam, onu geri götürme. İyice besle, büyüt,” demiş.

Kadın, gerekli malzemeleri alarak çocuğu beslemeye başlamış. Bir gün:

“Baksana oğlum, buna meme verdim. Fakat artık sütüm bitti,” diyerek oğlanı kandırmış.

Zaman geçmiş, dev ve kadın büyük oğlandan kurtulup rahatça yaşamaya karar vermişler. Dev kadına:

“Sen oğluna benim canım kavun yemek istiyor, bana küçük de olsa bir kavun bul ver,” dersin. Benim Devmama adlı ihtiyar bir annem var. Onun kırk urgan kavunu var. O oraya gider, işte o zaman annem onu öldürür,” demiş.

Annesi oğluna devin söylediklerini aynen aktarmış. İyi kalpli oğlan, hiçbir şey demeden kavun aramaya gitmiş. Yolda büyük bir binaya ulaşmış. Orada çok güzel bir kız oturuyormuş. Oğlan kıza burada ne yaptığını sorunca kız:

“Beni bugün bir ejderha yiyecek. Ben bir padişah kızıyım. Ülkemizde büyük bir tatsızlık var. Bir ejderha gelip her gün bir kız yutup gidiyor. Eğer kız bulamazsa adamlarını suyun başına gönderip suyu kestirerek halkı susuz bırakıyor. Bu yüzden her gün ona bir kız verilmesi gerekiyor. Bugün de benim sıram. Ey yiğit, bu yerde durma, kaç. Neredeyse ejderha gelir,” demiş.

Oğlan:

“Yok, ben gitmiyorum. Zaten daha yeni yoldan geldim, yorgunum. Biraz yatıp dinleneyim. Ejderha geldiğinde beni uyandır,” diyerek elbisesini yere serip bir kenarda uzanmış. Bir ara kızın gözyaşı oğlanın yüzüne damlayınca oğlan tiksinip uyanmış. Ejderha geldiği için yerin sarsıldığını, ortalığın toz dumanla kaplandığını görmüş.

Oğlan yerinden kalkıp kılıcını çekmiş ve ejderhanın geliş yönüne doğru yürümüş. Ejderha ağzını açıp eve doğru yöneldiğinde kılıcıyla onu yarmış. Ejderha ikiye bölünmüş ve ölmüş. Oğlan ejderhayı öldürüp, “Yine biraz dinleneyim,” demiş ve yatıp uykuya geçmiş. Kız da onun yanında oğlanın yüzünü okşayarak oturmuş. Ertesi gün padişah kızından haber almak için adam yollamış. Adamlar kızın bulunduğu yere gelip, ejderhanın ikiye bölünmüş olduğunu ve kızın bir yiğidin yüzünü okşayıp oturduğunu görmüşler. Bu haberi derhal padişaha ulaştırmışlar. Padişah da gelip bunları alıp geri dönmüş.

Oğlan sarayda kırk gün misafir edilmiş ve padişahın kızıyla dost olmuş. Sonra oğlan dev ananın kavunlarını almak için yola çıkmış. Devmama adlı ihtiyar, kötü niyetli bir dev anasıymış. Oğlanın iki tane de tazısı varmış. Tazılar oğlana yardım ederek Devmama’yı öldürmüşler. Oğlan kavunu alıp geri dönmüş. Annesi, oğlunun sağ salim eve geldiğini görünce şaşırmış. Dev kadına:

“Bu kez olmadı, sen biraz gayret et, onun ellerini bağla, geri kalanını ben hallederim,” demiş.

Annesi, oğlanın aklını çelip ellerini bağlamış. Eli bağlı oğlanın yanına dev gelmiş, oğlanın gözünü çıkarmış ve onu bir ata bindirerek çöle bırakmışlar. Oğlanın bu halini gören padişahın kızı, onu tanımış ve yardımcı olmuş. Kız, oğlanın gözlerini bulup geri getirmiş ve gözleri yerine koymuş. Oğlan, annesi ve devin üstüne gitmiş. Tazılar, dev ve kadını parçalayıp öldürmüşler. Sonunda oğlan, padişahın kızına kavuşmuş ve mutlu bir hayat sürmüşler.


Kaynak: ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANADİLİM DALI

Yusuf Ziya SÜMBÜLLÜ

TÜRKMEN MASALLARI ÜZERİNE MOTİF İNCELEMESİ

(Büyülü Masallar)

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Tez Yöneticisi Prof.Dr. Bilge SEYİDOĞLU

ERZURUM – 2000


 

Muzip Masal Cini

Masallar üzerine ve masallara dair her şeyi heybesine doldurmuş bir masalcıdır Muzip Masal Cini. Bu bakımdan kendi masallarını ve Ribelyus adlı masal evreninde yaşananları naklederken başka hikayelere de misafir olur. Uzun lafın kısası masalların anlatılmayıp unutulmaya yüz tuttuğu bu yüzyılda yeniden masal anlatabilmek adına beyhude mücadeleye girmiş bir hayal kahramanıdır. Aynı zamanda anlatıla anlatıla günümüze kadar yolculuğuna devam eden masalların toplanması, derlenmesi ve arşivlenmesi gibi çalışmaları kendine görev addetmiştir. Muzip Masal Cini hem masal yazmak hem de unutulmaya yüz tutmuş masalları kayıt altına alıp arşivlemek üzerine hayat bulmuş bir hayali kahramanın gerçek dünya ile masalsı mücadelesidir.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.