Written by 23:20 Erzurum Masalları

Semerkant’ta İkki Gardaş — İspir/Pazaryolu (Ambaralan Köyü) Masalı

semerkantta ikki gardas ispir pazaryolu masali - Muzip Masal Cini

Bu masal, Erzurum’un İspir ve Pazaryolu ilçeleri köylerinden derlenen bir halk masalıdır. Ambaralan köyünden (sonradan Pazaryolu ilçesine bağlanmıştır) 1945 doğumlu Hünkar Aygün’ün anlattığı bu masal, Ferit Ayyıldız’ın 2001 yılında Atatürk Üniversitesi’nde hazırladığı “İspir ve Pazaryolu Yöresi Masalları (Metin ve İncelemeler)” başlıklı yüksek lisans tezinde kayıt altına alınmıştır.

ℹ️ Bu masal, İspir/Pazaryolu ağzıyla derlendiği haliyle aktarılmıştır. Yerel söyleyiş özellikleri (şive/ağız) derleyen kaynağa sadık kalınarak korunmuş, metne müdahale edilmemiştir.

Bi varmiş, bi yohmiş. Allah’ın güni çohmiş. Semerkant denen şeherde ikki gardaş yaşirmiş. Bunnarın biri guyumciyimiş. Çoğ zengünmiş. Diğer ise çobannuh yaparah geçünürmiş. Bu guyumci olanın heç çocuği yoğimiş. Fihere olan gardaşın da ikki oğli varimiş.

Bu fihere gardaşın uşahlari oynarken ağacın birinde altun bi guş görmişler. Buni yahalayıp öve getürmişler. Meğer bu guyumcu guşu daha önceden duymiş. Gardaşına demiş ki:

“Bu guşi bene ver sene para verürem.”

Fihere gardaş guşun ne olduğuni bilmedüği içün getürmiş gardaşına vermiş. Guyumci da haman tükeni gapatmiş öve goşmiş. Garısına demiş ki:

“Şu guşi kes, ama heç bi azasını ziyan etmeden bişür.. Ahşama gelip yiyecem.”

Gadın guşi bişürürken o fehir gardaşın çocuhlari gelir guşun galbiyinnen börbehlerini yiyirler. Gadın bi bahir ki galbinnen börbehler yoh. Hama gidip bi tavuh kesir galbinnen börbehlerini getürüp bunun içine gatir. Ahşama gocasi gelince ögüne goyir. Gocasi diyir ki:

“Heç bişesini ziyan etmedin devül mi?” Gari da:

“Yoh” diyir.

Guyumcu bi güzel yiyip hemen yatağa uyumiya gidir. Sabahı zor edir. Sabah olunca hemen goluni yastuğun altına sohup altun arir. Ama yoh. Adam bi daha derken yastuği galdurup bahir. Gerçehten bi şey yoh. Hemen garısıniseslir:

“Gadın, sen bunun heç bişesini gaybettin mi?” Gadın:

“Yoh.” Diyir. “Herşeyi yerindeyidi.” Gorhidan.

Çünki guyumci çoh huysuz ve köti biriymiş. Guyumci böyle ahlanıp vahlanurken, diğer taraftan, fihere adamın çocuhlari sabahleyin uyanirlar ki yastuğun altında ikki altun.

Meğer guşun galbiyinnen börbehlerini yemeh gerekürmiş. Bi gaç gün bele devam edir. Fihere gardaş altunnari alıp guyumciya götürünce, guyumci işi annir. Gardaşına diyir ki:

“Tez bu çocuhlari gaybedecesen! Yohsa seni ve çocuhlarini öldürürem.”

Buni duyan fihere adam çoğ gortmiş. Gardaşi gerçehden de yapar mi yapar biriymiş. Öve gelip durumi garısına annadir. Gadun gan yaş içinde çocuhlarının azuhlarını hazirlir gatir babasına yollir.

Bunnar az getmiş çoh getmişler. Derelerden teppelerden aşmişlar. Çoh yorulmişlar. Çocuhlar babalarına demiş ki:

“Baba, ne olur birez diğlenelim.” Tebii bu durumdan çocuhların da heberi yoh. Sanirlar ki odun kesmiye gidirük. Bi suyun başına gelince babalari otdurmiş. Azuh çantasini çıharmiş. Çocuhlar yerken onnara bahıp içerden ağlirmiş. Çocuhlari demiş ki:

“Baba, sen niye yemirsen?”

“Yoh çocuhlarım siz yiyin. Benim iştahım yoh.”

Adam çocuhlarını bu dağ başında nasi pirahacağını düşünirmiş. Çocuhlar garınnarını doyurunca yuhilari gelmiş. Yatmiş uyumişlar. Adam da bahir ki çocuhlar yuhladi. Çıharir cebinden bi gaç altun bunnarın cebine goyir. Her ikkisinin de gözlerinden doya doya öpir, ordan ayrilir.

Artuh çocuhlar ne kadar yuhladi yuhlamadi uyanirlar ki hava gararmiş. Etrafda da kim yoh kimse yoh. Gendi gendilerine diyirler ki:

“Belli babamız odun yapmiya getti. Birez sora gelür.”

Ama aradan epey zaman geçmiş. Ne gelen var ne giden. Gardaşlardan böyügi demiş ki:

“Gel gardaşım, avu ağacın dibinde yatalım da sabah olunca helbet bi yere giderük.”

Yatmiş uyumişlar. Bi zaman sora zil sesleriyinnen uyanmişlar. Bahmişlar ki bi goyun sürisi. Şaşgunnuğunnan etraflarına baharken çoban yannarına gelmiş. Uşahlar helen daha işin farğında devüller. Çoban da şaşurmiş. Bu vahıtta bu dağın başında ikki dene çocuğun ne işi olur? Getmiş yannarına sormiş ki:

“Sizin ne işiz var burda?”

Çocuhlar başlarından geçenneri annadirlar ama, babalarının onnari burda pirahduğuna da inanmirlar.

“Ahşama babamız gelür bizi alur.” Diyirler.

Çoban bişeler sezir ama bunnara demir. Diyir ki:

“Siz şimdi bennen baraba gelin babaz gelip sizi bulur.”

Niyeti alıp övüne götürmek. Zati çobanın çocuği da yoğimiş. Ahşama gadar barabar gezmişler. Ahşam olunca alıp götürmiş övüne.

Aradan yıllar geçmiş. Her biri birer deligannı olmiş. Bi gün çobana demişler ki:

“Sen bize babaluh yapdın. Bizi böyüttün. Yeter sene yük olduğumuz. Bize müsede et biz bi gidip dünyayi dolaşalım. Bahalım ne var ne yoh?”

Zati bunnarın yastuğunun altından hergün ikki dene altun çıhirdi ya çobanın durumi da düzelmiş. Daha çobannuh yapmamiş. Çobannan garisi bunnari öz oğullari kimi sevirmiş. Ama bişe de dememişler. Güzel bunnarın yolluhlarını hazırlamişlar, ertesi gün yolci etmişler. Bunnar vedalaşurken çoban demiş ki:

“Biriz doğuya gidersiz, biriz batıya sora gene gelip ayni yerde birleşürsüz. Ambu gamayi da alın. Ayrılduğuz yerde bi ağaca saplayın. Eger başıza bişe gelürse gama paslanur. Yoğ ise parlar. Eger birezi pasli birezi parlah ise annayın ki başi dertte yardıma gidin.” Bele diyir sora bunnarın gözlerin öpir uğurlur.

Bunnar gamayi, azuhlarını alır yola çıhirlar. Yolda ikki tilki, ikki davuşan, ikki ayu, ikki de aslan yavrisi bulup yannarına alırlar. Gide gide bi yol ayrımına gelirler. Gamayi ağaca saplır, helallaşır hayvannari da bölüp ayrılırlar. Biri doğuya, diğeri de batıya gidir.

Biz şimdi doğuya gidenden heber verelim. Bu gide gide bi hana raslir. Bahir ki her taraf gara bayrahlarınnan donanmiş. Kimsenin ağzını piçahlar aşmir. Hancidan su istemiş; hancida bayat bi su getürmiş. Bahmiş ki so gohir. Hanciya burda neler olir diye sormiş. Hanci da:

“Biz burda ancah ayda bi su aliruh. Bugün sıra padişahın gızında. Şeher de onun içün siyah bayrahlarınnan donanmiş.”

Deliganni demiş ki hanciya:

“Beni o devin yanına götürür misen?”

Hanci almiş deligenniyi, almiş da su gablarını çıhmişlar. Deliganni bahir ki herkesin elinde su gabi gızi behlir. Dev gızi yiyeceh ki su almiya müsaade etsin. Bu gızi götürennere diyir ki:

“Siz gızi bene verin. Ben götürürem.”

Alır gızi gidir devin yanına. Dev ağzını açir ki gızi yuta, hama deliganni gızi arhasına sahlir, gılıcını çekip devin başini kesir. Millet o ganni suya hücüm edir. Bu gıza diyir ki:

“Sen şimdi get babanın yanına. Ben gidirem yuhlamiya. Sora gelürem.”

Bunnar ayrılurken, gız çıharir goynundan buna bi mendil verir. Gız gidir saraya, oğlan da gidir galduği hana yatir. Yatmadan öge aslana diyir ki:

“Ben yatiram, siz yatmayın.”

Aslan ayuya diyir, ayu diyir tilkiye, tilki diyir davuşana; davuşanın da yuhusi gelir bunnar hep yuhlirlar. Öte tarafdan padişahın adamları buni gollamişlar. Yuhliyıncaz başini kesecehler, padişaha da:

“Devi biz öldürdük.” Ödül alacahlar. Neyise bu oğlandan sora hayvannari da yatir mi. Padişahın adamlai da buni fırsat bilüp gelir oğlanın başini kesirler.

Biz gelelim padişahın gızına. Gız saraya gidir başlir oğlani behlemiye. Behle behle kimse gelmir. Bu sırada padişahın adamları da çıhirlar padişahın hüzürüne ki:

“Padişahım, devi baş vezir öldürdi.”

Meğer bu baş vezirin padişahın gızında gözi varimiş. Ama padişahdan gorttuğundan söyliyemirmiş. Buni ey bi fırsat görüp bu işi yapdurmiş. Padişah da gızi gurtuldi diye daha vezirine gızmamiş. Hatta emir vermiş ki dügün hazırluhları başlasın. Bütün çevre padişahlara heber göndermiş. Devet etmiş.

Gel gelelim biz deliganniya. Yuhidan önce davuşan uyanmiş. Bahmiş ki deligannının gafasi yerde yatir. Hama tilkiyi seslemiş; tilki ayuyi, ayu da aslani seslemiş ki, şimdi ne yapacavuh? Bunnar bele gara gara düşünürken, o sıra hanın penceresine ikki dene gumri guşi gonir. Bunnar başlirlar birbiriyinnen gonişmiye:

“Yazuh şu igide. Oni biz eyledürdük ama şu mahluklar bizim dilimizden annasa da bizim pirahduğumuz telegi alıp oğlanın boynuna sürseler.” Diyip uçir gidirler.

Meger aslan bütün mahlugatın dilinden annirmiş. Haman tilkiye demiş ki:

“Goş, şu guşların pirahduği telegi getür bene.”

Tilki gidir gışların ganadini getürir verir aslana. Aslan da yerden deligannının başını alır goyir gövdesinin üzerine, ganadınnan da sıvazlir.

Sıvazlayıncaz, deliganni başlir gendine gelmiye. Hepden uyanir. Bu hayvannar sevincinden birbirine sarılırlar. Deliganni diyir ki:

“Öfff, amma da yuhlamişam.”

Bunnar dişeri çıhınca bahirlar ki etraf hep gırmızi bayrahlarınnan süslenmiş. Davullar dögilir, zurnalar çalir, çengiler oynir. Sanki bayram var. Oğlan hanciya diyir ki:

“Ya burda neler olir? Nedür bu şennük?”

Hanci da diyir ki:

“Sizin bişeden heberiz yoh, gaş gündür yuhlirsiz. Bu gün padişah gızını evlendürir. Baş vezir padişahın gızını devden gurtarduği içün ona verir.”

Ele mi ele. Deliganni cebinden gızın verdüği mendili sarir davuşanın boynuna, yollir padişahın gızına. Padişahın gızi buni görünce çoh sevinir. Çünki göyni oğlandayimiş. Ama oğlan meydana çıhmayınca itiraz edememiş. Davuşana diyir ki:

“Sahabın nerde?”

Davuşan da olannari annadir. Gız haman ordan bi gat elbise istir oğlan içün. Verir davuşana yollir:

“Haman get de ki gelsin buriya. Yoğisa babam beni başvezire verecek.”

Davuşan alır elbiseleri, gene kimsiye görünmeden gelir sahabının yanına. Olannari annadir buna. Oğlan da haman elbiseleri geyir saraya gidir. Saraya gidir ki, tören hazır. Bütün devetliler hediyeleri verir. Padişahın bir yanında gızi, bir yanında başveziri otdurir. Oğlan bunnara doğri irelleyince nöbetciler buni durdurmiya çalişir. Bu gargaşayi padişahın gızi görir. Zati gözi yolda ya oğlani behlir. Bahir ki gendini gurtaran oğlan gelir. Hama nöbetcilere bağırir ki:

“Pirahın gelsin. O benim misefirim.”

Olannari babasına annadir. Baş vezir de doğriyi söylir. Padişah da buni misefirlerine duyurir. Gızını da bu deliganniya verir.

Neyise bunnar ahşam yatirlar. Sabah olunca oğlan diyir ki garısına:

“Biz ikki gardaşuh. Bi zaman ayrılmişduh.” Olannari buna annadir. Gız da:

“Tamam get. Ama geri gelesen devül mi?”

“Gelecem.” Diyir oğlan. Halallaşıp vedalaşırlar. Oğlan alır hayvannarini o ayrılduhlari yere gelir. Ağacın yanına gidir bahir ki, gardaşi daha gelmemiş. Onun tarafi da birez paslanmiş. Ama hepsi devül. Ordan gardaşının gettüği yola goyilir.

Az gidir çoh gidir ahşam olir, diyir gendi gendine:

“Bu gün yatım da yarın ışşıh göziyinnen yola devam ederem.” İrelde bi mağara görir. Oriya yollanir. Mağaranın gapısına yanaşir ki, çevrede hayvana, insana benziyen daşlar var. Merah edir içeri girmek istir. İçerden yaşli bi nenenin sesi gelir. Bahir ki atişin başında yaşli, gara guri bi çirkin gari atişin başında otdurmiş atişi garuşdurir. Oğlan içeri girerken bağırir ki:

“Deliganni, al ambu çubuği da o hayvannara birerdene vur ki beni gapmasınnar. Ben onnardan gorhiram.”

Oğlan çubuği alıp hayvannarina vurunca hepbisi birden daş kesilir. Hama o cazi nenesi gendi çubuğiyinnan oğlana vuracaği sırada oğlan çubuği nenenin elinden alır. Annir ki dişerdeki daşlar gardaşıyınnan hayvannari:

“Çabuh, gardaşıma ne yaptın?” diyir bu caziya.

Cazi garisi da diyir ki:

“Dur insanoğli, bene vurma. Al ambu çubuği o dişerde gördüğün daşlara birerdene vur onnar ayılurlar.”

Oğlan çıhir dişeri, çubuğunnan her birine dohunir. Birer birer ayilir. Gardaşınnan sarilir öpişirler. Hayvannar birbirinnen oynaşirlar. Gardaşına başından geçenneri annadir. Alır gidir garısının şeherine.

Götirir garisiyınnan, padişahınnan tanışdurir. Bi gız da buna verirler. Buni da evlendürirler.

Bunnar mutli bi şekilde yiyip içip yerin dibine geçirler.


Kaynak
Ayyıldız, Ferit. İspir ve Pazaryolu Yöresi Masalları (Metin ve İncelemeler). Yüksek Lisans Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı. Danışman: Prof. Dr. Bilge Seyidoğlu. Erzurum, 2001. (YÖK Ulusal Tez Merkezi, Tez No: 109368), 2. Cilt, s. 187-192.
Anlatan: Hünkar Aygün (İspir / Ambaralan Köyü, sonradan Pazaryolu İlçesi; d. 1945; okuryazar değil; ev hanımı).
Tip no: EB 174-175, AaTh 567.

Close