fbpx

Korkuyu Arayan Adam (Amasya Masalı)

KORKU ARAYAN ADAM
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir adam varmış. Bu adam korku nedir bilmezmiş, hiçbir şeyden korkmazmış. Bu adamı korkutmak için çok uğraşırlar, ama adamın kulağının arkası bile terlemez. Aradan zaman geçer. Bir gün adam, kendi kendine sorar: “Korku nasıl olur ki? Herkes korku korku diye bahseder, nedir bu? Hele şunu bir arayayım, nasıl bir şeymiş bu korku” diyerek korkuyu aramaya çıkar. Çok yerler gezer, memleket memleket dolaşır. Ama hiçbir şey anlayamaz. Az gider, uz gider bir şehre varır. O şehirde gevurlar otururmuş. Oradaki gevurların papazı ölmüş, bunlar papazı kiliseye götürmüşler. Gece cenaze orada duracaktır. Ama başında bekleyecek kimse bulamazlar. Canlanır da bizi boğar, diye kimse gece onun yanında kalmaya cesaret edemez. Korkuyu arayan adam:
“Ben beklerim.” der. Önce herkes çok şaşırır, inanmazlar.
“Eğer beklersen sana yüz altın vereceğiz.” derler. Adam:
“Beklerim, beni oraya götürün.” deyince kiliseye götürürler, bir anahtar da ona verirler. Akşam olunca adam karnını doyurur, yatsı namazını kılar. Ondan sonra kiliseye girer. Ötekilerde dışarıdan kapıyı kilitlerler. Adam, papazın ölüsüyle içeride kalır. Adam, bakar ki üstü açık bir tabuta papazı koymuşlar, öylece yatıyor. Bakar bakar, bu ölü bana ne yapacak, diye düşünür. Bunun korkacak nesi var, diye düşünür. Kafayı vurup, yatar. Gece yarısı olunca, oradan bir ses:
“Kalkayım mı?” diye bağırır. Adam, hemen uyanır, etrafına bakınır, bir şey göremez; ama tekrar uyuyamaz. Yine:
“Kalkayım mı?” diye ses duyar, dinler. Bu ses nereden geliyor diye bakınırken tekrar:
“Kalkayım mı?” diyen ses duyulur. Adam ayağa kalkar:
“Kalk bakayım, kalkıp da ne yapacaksın?” deyince papaz tabuttan kalkar. Papaz, cadıya benzemiş, tırnakları uzamıştır. Bu ikisi orada bir anda kapışırlar. Alt alta, üst üste olurlar. Bir kaç saat böyle uğraşırlar. Papaz, adamın boğazına sarılmış, ciğerini alacak. Adam kan ter içinde kalır, kuvveti de bitmek üzeredir. Adam nereye kaçsa, o cadı da kedi gibi peşinden gelir. Bunlar böyle uğraşırken, sabah olur. Adam bakar ki baş olacak gibi değil, pencerenin demirlerine sıçrar can havliyle. O cazı da peşinden çıkacak olur, tam o vakit horozlar ötmeye başlar. Cadı, horoz seslerini duyunca geri döner, gidip tabutun içine yatar. Adam çıktığı yerden iner. “Yedi canlı bir cadıymış bu” der. Adamın üstü başı perişan bir halde yırtık
pırtıktır. Adam üstünü başını düzeltir. “şu yüzümü bir yıkayayım.” diyerek kapıya gider. Kapıyı açar. Bir de bakar ki herkes ona bakmaya geliyor. Adamı kapıda görünce:
“Eyvah! hortlamış” bu herhalde diye kaçmaya başlarlar.
“Nereye kaçıyorsunuz? Ġşte benim.” deyip onları çağırır. Herkes yanına
gelince:
“Ne oldu?” ,“Korkmadın mı?” diye sorarlar.
“Niçin korkayım? Korkacak bir şey olmadı ki!” der, başından geçenleri anlatmaya başlar. Oradakiler:
“Sen bu cenazeyi bize gömüver.” derler. Adam oraya bir mezar kazar, papazı gömer. Adama söyledikleri gibi yüz altın verirler, bir de eşek verip, yolcu ederler.
Adam yolda giderken:
“Yine korkuyu bulamadık.” diye düşünür. Böyle epeyce gider. Giderken yolda tuvaleti gelir. Yol kenarında eşekten iner. Çalılık bir yere çömelirken, pır diye bir kuş oradan uçar. Adamın yüreği bir anda hop eder. Yüreği hoplayınca:
“Vay anasını yahu, amma korktum, demek ki korku buymuş.” der. Yerinden doğrulur, artık korkuyu buldum, diye sevinir. Adam o kadar tehliken korkmamış da o kuşun çalıların içinden bir anda çıkıp, havalanmasından korkar:
“Çok yer gezdim, ama en sonunda korkuyu öğrendim.” deyip memleketine
geri döner.

ŞERİFE SARITAŞ


AMASYA MASALLARI
(ARAŞTIRMA-İNCELEME-METİN)
BURCU GÖDE
YÜKSEK LİSANS TEZİ
DANIŞMAN
Yrd. Doç. Dr. MEHMET ÖZÇELİK
ISPARTA- 2011

TC
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI

Muzip Masal Cini

Masallar üzerine ve masallara dair her şeyi heybesine doldurmuş bir masalcıdır Muzip Masal Cini. Bu bakımdan kendi masallarını ve Ribelyus adlı masal evreninde yaşananları naklederken başka hikayelere de misafir olur. Uzun lafın kısası masalların anlatılmayıp unutulmaya yüz tuttuğu bu yüzyılda yeniden masal anlatabilmek adına beyhude mücadeleye girmiş bir hayal kahramanıdır. Aynı zamanda anlatıla anlatıla günümüze kadar yolculuğuna devam eden masalların toplanması, derlenmesi ve arşivlenmesi gibi çalışmaları kendine görev addetmiştir. Muzip Masal Cini hem masal yazmak hem de unutulmaya yüz tutmuş masalları kayıt altına alıp arşivlemek üzerine hayat bulmuş bir hayali kahramanın gerçek dünya ile masalsı mücadelesidir.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.