Beyaz Çiçeklerle Kırmızı Çiçeklerin Masalı (Tebriz Masalı)

Beyaz Çiçeklerle Kırmızı Çiçeklerin Masalı

Biri vardı, biri yoktu. Bir bahçede çok güzel bir sarmaşık yolu vardı. Sarmaşık yolunun çok güzel beyaz ve kırmızı çiçekleri vardı. Sarmaşık yolu yerlere salınmaktaydı. Yemyeşil yaprakları yere gölge düşürüyordu. Kırmızı renkli çiçekleri çok güzel kokular saçıyordu. Çocuklar onun gölgesinde oynaşır, çiçeklerin güzel kokularından çok keyif alırlardı.

Kırmızı çiçeklerin arasında beyaz çiçek goncaları da vardı. Ama çocukların beyaz çiçeklerin açıldığını hiç görmemişlerdi. Bir gün bunun hakkında konuştular. Küçük Ayten dedi:

-Bu beyaz goncalar açıldıklarında kırmızı çiçek oluyorlar.

Kardeşi Orhan dedi ki:

-Peki bu kırmızı goncalar nedir?

Öbürü kardeşi Togay dedi:

-Gelin, beyaz goncaları derip toplayalım. Görelim kırmızı olur veya olmaz?

Orhan dedi:

-Hayır, goncaları dermek olmaz. Öyle yaparsak sarmaşık yolu bize küser, daha da çiçek açmaz.

Bir gece Orhan uykusundan uyandı. Ayın aydınlığında heyet (dört tarafı kapalı bahçe, iç avlu) gündüz gibi ışıl ışıldı. Orhan pencereden bakıp gözlerine inanamadı. Sanki sarmaşıkların altındaki yola kar yağmıştı. Budaklarda bembeyaz çiçekler açmıştı. Sabah vakti kardeşi Ayten ve Togay ile konuştu. Çocuklar hemen koşup geldiler. Ama budaklarda sadece kırmızı çiçekler açılmıştı. Beyaz goncalar kapalıydı. Ayten ile Togay güle güle Orhan’a dediler:

-Hani nerede beyaz çiçekler, a yalancı?

Orhan dedi ki:

-Ya ben kendi gözlerimle gördüm. Ak çiçekler açılmıştı.

Ayten dedi ki:

-Kesin rüyanda görmüşsündür.

Orhan bir şey demek istiyordu ki birden sarmaşık yolu dile geldi:

-Çocuklar, Orhan doğru diyor. Benim beyaz çiçeklerim gece, kırmızı çiçeklerim gündüz açılır.

Çocuklar hemen sordular:

-E peki de niye? Biz beyaz çiçekleri de görmek istiyoruz.

Sarmaşık yolu da dedi:

-O zaman size beyaz çiçeklerle kırmızı çiçeklerin masalını anlatayım.

Biri vardı, biri yoktu. Ormanda boz bülbül vardı. Bülbül yaprakları gümüş gibi parıldayan iğde ağacının sarı ve mis kokulu çiçekleri arasına yuva yapmıştı. Onun dört çocuğu vardı. Bir gün ormana kuş avcıları geldiler. Ağaçların budaklarında, dalların arasında tuzak ve ağ kurup kuşları avlıyorlardı. Onlar boz bülbüllerin yavrularını arıyorlardı. İstiyorlardı ki boz bülbüllerin yavrularını alıp götürsünler ve kafese koysunlar. Boz bülbül kuş avcılarının yakınlaştığını gördü. Onları aldatıp yuvadan uzaklaştırmak istedi. Hemen uçup alçak bir budağa kondu. Oradan da uçup otların içine indi. Kuş avcıları yürüyorlardı, bülbül kendisini yaralıp gibi gösterip kanatlarını otlar arasında çırpa çırpa, yerde sürüne sürüne uzaklaştı. Kuş tutanlar da geride kalmayıp peşinden koşmaya başladılar. Bülbül onları yuvasından uzaklaştırdı. Bülbül uçmak istediğinde avcılardan biri ağ atıp onu tuttu. Avcı bağırdı:

-Ay can! Tuttum!

Korkusuz bülbül gagasını avcının eline batırdı. Avcı elinin acısından kuşu bıraktı:

-Vay vay vay elim!

Ağa düşen zavallı bülbül yaralanmıştı. O güçle uçup kendisini sarmaşık yolunun içine bıraktı. Ağlaya ağlaya diyordu:

-Zavallı yavrularım, şimdi size kim yem verecek? Sizi kim koruyacak?

Bunu işiten sarmaşık yolu dedi:

-Korkma bülbül, biz senin yavrularına bakarız.

Sarmaşık yolu budaklarını uzata uzata yavruların olduğu ağaca sarıldı. Yuvanın etrafını sarıp orada beyaz ve kırmızı çiçekler açtı.

Bülbülün yavruları çiçekleri görüp sevindiler. Çiçekler yavrulara kendi fincanlarıyla tatlı şerbetler verdiler. Güzel güzel masallar anlattılar. Onları aç bırakmadılar, sıkılmalarına izin vermediler. Bir süre nöbet hâlinde gündüzleri kırmızı çiçekler, geceleri beyaz çiçekler bülbülün yavrularına şerbet verip masal anlatıyorlardı. Birkaç gün sonra anne bülbül iyileşip yavrularının yanına geldi. Sarmaşık çiçeklerine çok teşekkür etti. Yavrularını da büyütüp uçurttu.

Çocuklar! O vakitten beridir sarmaşıkların kırmızı çiçekleri gündüzleri, beyaz çiçekleri geceleri açılır.


Not: Bu masal İran’ın Tebriz şehrinde kadın bir masal anlatıcısı tarafından, hafif bir müzik üzerine, çocuklara yönelik olacak şekilde stüdyo ortamında kaydedilmiş ve İran’daki bir halk anlatıları albümünde yayınlanmıştır. Söz konusu albümün kompakt diski İran’daki derlemelerimizde tarafımızdan edinilmiştir.

Muzip Masal Cini

Masallar üzerine ve masallara dair her şeyi heybesine doldurmuş bir masalcıdır Muzip Masal Cini. Bu bakımdan kendi masallarını ve Ribelyus adlı masal evreninde yaşananları naklederken başka hikayelere de misafir olur. Uzun lafın kısası masalların anlatılmayıp unutulmaya yüz tuttuğu bu yüzyılda yeniden masal anlatabilmek adına beyhude mücadeleye girmiş bir hayal kahramanıdır. Aynı zamanda anlatıla anlatıla günümüze kadar yolculuğuna devam eden masalların toplanması, derlenmesi ve arşivlenmesi gibi çalışmaları kendine görev addetmiştir. Muzip Masal Cini hem masal yazmak hem de unutulmaya yüz tutmuş masalları kayıt altına alıp arşivlemek üzerine hayat bulmuş bir hayali kahramanın gerçek dünya ile masalsı mücadelesidir.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yapın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacak.