Kazdağlı Deli Kız (Kazdağı Masalları)

Kazdağlı Deli Kız (Kazdağı Masalları)

Bir zamanlar, Kazdağı’nın ıssız bir köyünde yaşayan iki yaşlı kız varmış. Büyüğünün adı Benay, küçüğün ki Günay’mış. Kız kardeşler küçük bir kulübede yaşarlarmış.

Bir sabah Benay zeytin toplamak için evden çıkmış. Biraz kıt akıllı olan Şenay evdeki tüm giysileri yakmış, tabakları kırmış. Benay eve dönüp ortalığı görünce,

– Kardeşim n’aptın sen böyle? diye sormuş.

-Bir ara çok sinirlendim, yakhm-kırdım işte …

– Ama böyle olmaz ki, seni evlendireyim bari. Sen bir koca istiyorsun değil mi?

– İstemez olur muyum … Hadi bana bir koca bul. Daha gencim ne de olsa …

-Haklısın, seni kralla evlendirmeliyim. Ama seni biraz daha güzelleştirsem iyi olacak.

Günay ablasının bu sözü üstüne nasıl güzelleşeceğini kara kara düşünerek aylarca gece gündüz küçük parmağını emmeye başlamış. O yaşlı parmağı eme eme o kadar güzelleşmiş ki, pespembe, minicik bir kız çocuğunun parmağına benzemiş.

Benay sonunda kardeşini içinden kıskana kıskana krala gitmiş ve demiş ki:

-Kralım, çok güzel, sizi de çok seven bir kardeşim var. Güzelliğini nasıl anlatsam … Doğduğundan beri güneş yüzü görmedi, teni pembe-beyaz bir dünya güzeli.

Meraklanan kral, hemen atına atlayıp bu güzel kızı görmeye gitmiş.

Benay, kardeşine saklanmasını ve yalnızca bir delikten parmağını göstermesini söylemiş. Kral eve gelip kızı görmek isteyince Benay, kardeşinin hiç güneş görmemek için dışarı çıkmadığını söylediğinden kraldan yalnız küçük parmağını görmesini istemiş. Kral parmağı görünce, böyle güzel bir parmağı olanın çok güzel bir kız olacağını düşünerek evlenmeye karar vermiş.

Benay krala,

– Yüce kralım, kardeşim güneşe çıkmasa iyi olacak. Bu yüzden onu gece gelip de alır mısınız? deyip kral gider gitmez Günay’ı soymuş. Gergin dursun diye parmaklarını iplerle bağlamış. Sonunda kızcağızın derisi gerilip bütün bedeni düğümlerle dolmuş.

Hava kararınca kralın arabası gelmiş. Yaşlı kızlar hemen gaz lambasını söndürmüşler. Şenay elbiselerini giyinmiş, arabaya binip saraya gönderilmiş.

Gece karanlığında düğün yapılmış. Yatağa girdiklerinde kral, karısına sarılmak istemiş. Ama Günay’ın derisini gergin tutan iplerin düğümleriyle karşılaşmış. Karısını öpmek için sarıldıkça düğümler canını yakmaya başlamış.

İnat eden kral tüm gücüyle sarılınca boğulan yaşlı kız da acıyla bağırmaya başlamış. Sonunda sinirlenen kral da kızı tuttuğu gibi pencereden fırlatıvermiş.

Günay baygın bir halde bahçedeki çiçeklerin arasında ağlamaya başlamış. Sesini duyan Kazdağının kır perileri ona acımışlar. Günay’ı 18 yaşında güzel bir kız yapmaya karar vermişler. Tenini, gözlerini, saçlarını bir masal prensesine benzetmişler.

Sabahleyin kral bahçeye inmiş. Bir de ne görsün! Gece pencereden attığı kadının yerinde, güller arasında dünya güzeli bir prenses yatmıyor mu! Hemen koşarak kızı kucağına almış, yatağına yatırıp güzelliğini seyretmeye başlamış.

Günay uyanınca şaşkınlık içinde sormuş krala:

-Ne oldu bana? Neredeyim?

-Sen kraliçemsin benim ve yanımdasın.

Böylece aradan mutlu yıllar geçmiş. Bir gün saraya giden Benay, kardeşini genç ve güzel bir kız olarak görünce gözlerine inanamamış.

– Kardeşim, n’ oldu da böyle güzelleştin sen, diye sormuş ona.

Kız da kendisini düğüm düğüm bağlayan ablasından öc almak için demiş ki:

-Karşıdaki berbere gittim, derilerimi yüzdürdüm.

Benay hemen berbere koşmuş, isteğini bildirmiş. Usturayı eline alıp işe başlayan berber arada bir soruyormuş:

-Acıyor mu kocakarı? Yüzeyim mi hala?

-Yüz oğlum yüz! Acısı vız gelir bana, yeter ki güzelleşeyim …

Berber yüzmeyi sürdürünce yaşlı kız ölüvermiş.

Öcünü aldıktan sonra çok pişman olan deli kız da kardeşine yaptığı kötülükten sonra öyle çok üzülmüş ki, tüm yaşamını mutsuz bir kraliçe olarak sürdürmüş.

(Emine Nine’ den)

 

Sarı Kız ve Kazdağı Masalları

Hazırlayan: Cansever Eyüboğlu

Mayıs 2008

Simge Yayın

 

Tam buraya bir not düşmeliyim. Biz insanlar gibi masallar da dünyayı dolaşıyor, coğrafyaları geziyor. Bazen komşu toplumlarda, bazen de çok uzak yerlerde benziyorlar birbirlerine. Yukarıdaki masalın yıllar önce Yunan versiyonunu yayınlamıştım Deli Kızın Talihi olarak. İki masal neredeyse birbirinin aynı.

Muziple birlikte birbirine benzeyen masala denk geldikçe gülümsüyoruz. Lafı uzatmadan daha önce Yunan versiyonunu yayınladığım masalı merak edenler için linki buraya bırakıyorum.

Her ne kadar sürç-i lisan ettimse affola…

Muzip Masal Cini

Muzip Masal Cini

Masallar üzerine ve masallara dair her şeyi heybesine doldurmuş bir masalcıdır Muzip Masal Cini. Bu bakımdan kendi masallarını ve Ribelyus adlı masal evreninde yaşananları naklederken başka hikayelere de misafir olur. Uzun lafın kısası masalların anlatılmayıp unutulmaya yüz tuttuğu bu yüzyılda yeniden masal anlatabilmek adına beyhude mücadeleye girmiş bir hayal kahramanıdır. Aynı zamanda anlatıla anlatıla günümüze kadar yolculuğuna devam eden masalların toplanması, derlenmesi ve arşivlenmesi gibi çalışmaları kendine görev addetmiştir. Muzip Masal Cini hem masal yazmak hem de unutulmaya yüz tutmuş masalları kayıt altına alıp arşivlemek üzerine hayat bulmuş bir hayali kahramanın gerçek dünya ile masalsı mücadelesidir.

2 Yorumlar
  1. Günay arada Şenay oluyor ne hikmetse. Bir de deri yüzme falan çocuklar için sakıncalı bir masal bu.

    1. Merhaba, yazıdaki anlatım hataları kaynak kitaptaki esas alınarak değiştirilmeden birebir alınmıştır. Dolayısı ile harf hataları varsa yeniden kontrol edeceğim ama anlatıma dokunmak gibi bir durumum söz konusu değil.
      Diğer konu da sitemizdeki yayınlanan masalları çocuklara okunsun anlatılsın maksadı ile değil masallara dair bir arşiv oluşturmak maksadı ile yayınlanıyor. İlgi ve uyarınız için teşekkür ederiz.
      mmc

Yorum Yapın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacak.